Tekstil Sektörünü 2026’da Neler Bekliyor?
Son birkaç yıldır tekstil sektöründe beklenen verimin alınamaması, sektör temsilcilerinin 2026 ve sonrasına dair beklentilerini daha da önemli hale getiriyor. Bu kapsamda, Alva Denim Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Recep Karakaş ile bir söyleşi gerçekleştirdik ve tekstil sektörünün geleceğine dair görüşlerini aldık.
“Türkiye Bir Tekstil Ülkesidir”
Sözlerine pozitif bir yaklaşımla başlayan Sayın Karakaş, Türkiye’nin tekstildeki köklü geçmişine dikkat çekti. Orta Asya’dan başlayan dokuma kültürünün, bugün ülkenin doğusundan batısına yayılan büyük bir sanayiye dönüştüğünü vurguladı. Kilimle, çadırla başlayan bu serüvenin artık global ölçekte söz sahibi bir sektör haline geldiğini ifade etti.
Sektördeki Daralmanın Temel Nedeni: Düşük Kâr Marjı
Son yıllarda sektörde oluşan negatif havaya da değinen Karakaş, tekstil sektörünün kâr marjlarının oldukça düşük olduğunun altını çizdi. Yüksek adetli üretim ve güçlü satış zinciri oluşturulamadığı takdirde, artan giderler nedeniyle sorunların hızla büyüdüğünü belirtti.
Birkaç yıl öncesine kadar gider kalemi olarak görülmeyen birçok unsurun, bugün üreticiler için ciddi maliyetlere dönüştüğünü ifade eden Karakaş, üreticilerin artık etiket, jelatin, askı gibi en küçük detaylarda bile maliyet düşürme arayışına girdiğini söyledi.
“Tekstilin Yeni Rotası Mısır mı?” Tartışmaları
Son dönemde sıkça dile getirilen “sektörün yeni rotası Mısır ve Orta Doğu olacak” söylemine de açıklık getiren Sayın Karakaş, Türkiye’nin Ar-Ge, yatırım, yetişmiş insan kaynağı ve hızlı tedarik konularında bu ülkelerin yıllardır önünde olduğunu vurguladı.
Mısır’a yönelimin, dünya genelinde yaşanan ekonomik daralma nedeniyle büyük firmaların maliyet düşürmeye yönelik kısa vadeli bir çözümü olduğunu belirten Karakaş, bunun kalıcı bir yön değişimi olmadığını ifade etti.
2026 ve Sonrası İçin Umutlu Bir Tablo
Söyleşinin sonunda 2026 ve sonrasına dair beklentilerini paylaşan Sayın Karakaş, özellikle denim ve genel tekstil sektörünün eski güçlü günlerine kesin bir dönüş yapacağına inandığını belirtti. Türkiye’nin altyapısı, tecrübesi ve üretim kabiliyetiyle bu süreci avantaja çevirebilecek potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Yorumlar